İFLASIN YENİ ERTELENME ŞEKLİ ‘KONKORDATO SÖZLEŞMESİ’

İFLASIN YENİ ERTELENME ŞEKLİ ‘KONKORDATO SÖZLEŞMESİ’

 

Yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla; 7101 sayılı “İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 28 Şubat 2018 tarihinde kabul edildi. İflas erteleme, aktif ve pasiflerinin oranladığınızda pasiflerinin o an için çok gözüktüğü ancak belli bir zaman diliminde işletmenin çalışarak bu durumu aşabileceği kanaati oluşabilirse ve diğer koşullar oluştuğunda iflas erteleme talepleri kabul olabiliyordu. Ancak bu kurumu kötü niyetli olarak kullanan şirketlerin varlığı da az değildi.  İflas ertelemedeki genel mantık değerlendirildiğinde ve   kötü niyetli bir erteleme olduğu tasavvur edersek alacaklıların mağdur olduğu yadsınamaz bir gerçek haline geliyordu. Hatta bu süreç 4 yıla kadar uzayabilmekteydi. Uygulamada iflas kararının temyiz edilmesi halinde temyiz sonuçlanıncaya kadar da uzatıldığı olaylara rastlanmaktaydı.

669 sayılı 31.07.2016 tarihli KHK ile birlikte iflas erteleme kararı verilmesi yasaklanmıştı. 7101 sayılı kanun ile birlikte, kötü niyetli olarak sıklıkla başvurulan “İflas Erteleme” yolu kapatıldı. 7101 sayılı Kanun, İcra ve İflas Kanunu’ nun 12. Bap’ ın da yer alan “Konkordato ile Sermaye Şirketleri ve Kooperatiflerin Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırılması” başlığı altında önemli değişikliklere sebep olmuştur.

“KONKORDATO” NEDİR VE KİMLER BAŞVURABİLİR

İcra ve İflas Kanunu’nda yer alan tanımıyla, Konkordato; borçların yeniden yapılandırılması suretiyle iflasa tabi borçluların mali durumunun düzeltilerek iflastan kurtulmasını, diğer borçluların ise mali durumunun düzeltilmesini amaçlayan, alacaklıların da belirli bir tenzilatla veya vadede alacağına kavuşmasını sağlayan ve mahkemenin tasdikiyle taraflar açısından bağlayıcı hale gelen bir anlaşmadır.

Bu yönteme sermaye şirketleri ve kooperatifler başvurabildiği gibi tacir olmayan kimselerde başvuruda bulunabilir.

İİK.  285/2 Maddesine göre, iflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı da, gerekçeli bir dilekçeyle, borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir. Yani borçlularla birlikte iflas talebinde bulunmaya yetkili alacaklılar da konkordato talep edebilecekler.

Konkordato müessesesi 4 farklı türe, sürece göre ayrılabilir:

  • Adi Konkordato
  • İflastan Sonra Konkordato
  • Mal Varlığının Terki Suretiyle Konkordato
  • Sermaye Şirketleri ve Kooperatiflerin Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırılması

Biz bu makalemizde çoğunlukla talep görecek Adi Konkordatoya değinmeye çalışacağız. Diğer türler veya ek sorularınız için info@atli.av.tr adresinden ayrıntılı bilgi talep ediniz.

ADİ KONKORDATOYA BAŞVURU VE SÜREÇ

Adi konkordatoya başvuru yapılırken mahkeme, İcra ve İflas Kanunu 286 maddesine göre konkordatonun nasıl olacağına dair bir ‘ön proje’ şeklinde sunulması beklenir. Bu ‘ön proje’ şunları ihtiva eder; borçlu, borçlarını ne oranda ödeyeceğini, vadesini, mevcut mallarını satıp satmayacağını, sermaye koyup koymayacağını, kredi çekip çekmeyeceğini vb. konular belirtir. Konkordato projesi, SPK veya Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu eşliğinde hazırlanır ve diğer belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğu mahkemece tespit edildiğinde yine mahkeme geçici mühlet kararı verecek ve borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacaktır. Bu geçici mühlet kararı ile birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından takip edilmesi için geçici konkordato komiseri/leri görevlendirir.

Mahkemenin verdiği geçici mühlet süresi 3 (üç) ay olup, gerekli görüldüğü durumlarda 2 ay daha uzatılabilir ancak bu süre 5 (beş) ayı geçemez.[1]

Mahkeme konkordato talebini dosyadaki tüm beyanlar proje ve raporlar ışığında değerlendirip karar verir. Değerlendirme (ön projenin değerlendirilmesi) sonucunda konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya mahkeme tarafından 1 (bir) yıllık kesin mühlet verir. Bu süre uygun koşulların varlığı halinde 6 (altı) aya kadar ek süre (uzatma süresi ile toplamda 18 ay) verilmek suretiyle uzatılabilir. [2]

Kesin mühlet kararı ile beraber veya kesin mühlet kararı içerisinde 7 (yedi) alacaklıyı geçmemek, herhangi bir ücret takdir edilmemek ve tek sayıda olmak kaydıyla ayrıca alacaklılardan oluşan bir kurul oluşturulabilir. Alacaklılar kurulu her ay en az 1 (bir) kere toplanır ve hazır bulunanların oy çokluğu ile karar alırlar. Bu kararları konkordato projesine atanmış olan komiser de alınacak olan kararları katılanların imzası alınmak sureti ile tutanağa bağlar. Alacaklılar kurulu mahkeme tarafından atanmış olan komiserin faaliyetlerini denetler, tavsiyelerde bulunabilir ve komiserin faaliyetlerini yetersiz buldukları hallerde, mahkemeye gerekçeli rapor sunarak komiserin değiştirilmesini talep edebilirler.

Genel olarak Konkordatoyu iki aşamalı olarak düşünmek gerekir. Kanun koyucu Konkordato projesinin hazırlanması için gerekenler ve Konkordato Projesinin kabul edilmesi için gerekenler olarak iki ayrı ama iç içe geçmiş şekilde düzenlemiştir.

Kesin Mühlet Verildikten Sonra ki Konkordato Projesinin Kabulü için;

  1. a) Kaydedilmiş olan alacaklıların (alacaklı sayısı olarak) ve alacakların (toplam alacaklılar kurulunda kaydedilmiş borç esas alınır) yarısını kapsamalı veya
  2. b) Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini (alacaklı sayısı olarak) ve alacakların üçte ikisini (toplam alacaklılar kurulunda kaydedilmiş borç esas alınır), aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılır.[3]

KESİN MÜHLET SÜRESİ İÇERİSİNDE BORÇLUNUN DURUMU

Öncesinde anlattığımız geçici mühlet (ön proje aşaması) ve kesin mühlet (1 yıl, uzatmanın gerektirdiği hallerde en fazla 18 ay) içinde borçlu aleyhine vergi, harç, SGK pirimi gibi hem kamu hem de özel kişi alacakları için hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. Ancak bunların istisnası olarak ön proje için verilen geçici süreler de dahil olmak üzere son bir yıla ait işçi alacakları ve nafaka alacakları için haciz yapılması mümkündür.

Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur.

KESİN MÜHLET İÇERİSİNDE KONKORDATONUN TASDİK EDİLMESİ

Alacaklılar toplantısında ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır:

  1. Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması.
  2. Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder).
  3. Konkordato projesinin yukarıda belirtmiş olduğumuz alacak ve alacaklıların çoğunluğu ile kabul edilmiş olması.
  4. İİK m. 206 da yer alan birinci sıra imtiyazlı alacaklar yani; işçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş alacakları, işverenlerin işçiler için yardım sandıkları veya derneklere olan borçları ve son bir yıl içinde aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları; alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması.
  5. Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması.

Bu aşamada Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir. Ayrıca, Konkordatonun tasdiki kararında alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği ve borçlunun borçlarını hangi takvim çerçevesinde ödeyeceği belirtilir. Bu kararda, tasdik edilen Konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için kayyım atanabilir. Kayyım borçlunun işletmesinin durumunu ve projeye uyup uymadığını 2 (iki) ayda bir tasdik kararı veren mahkemeye rapor olarak sunar, alacaklıların bu raporu inceleme yetkileri de vardır.

Herhangi bir şekilde konkordato tasdik edilmez veya kesin mühlet içerisinde konkordato borçlusunun yapmış olduğu hata ile konkordato ret edilirse, borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına re’sen karar verir.

Sonuç olarak;

7101 sayılı “İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile yapılan değişikliklerle birlikte alacaklıların gerek bireysel gerekse kurul oluşumu ile daha önceki iflas erteleme kurumuna nazaran, daha ön planda olması ve alacaklıların alacağı kararlarında (alacaklılar kurulunda oy çoğunluğu kararları) Konkordatonun tasdiklenmesinde rol oynayacağı görülmektedir. Önceki düzenleme olan İflas ertelemede; bilirkişi ve kayyum kurumunun ön planda olma durumu varken, Konkordatoda alacaklılar ve kolektif olarak Alacaklılar Kurulunun karar alma, raporlama ve bir nevi denetim kabiliyetinin mevcudiyeti sebebiyle farklılıklar ve aktif rol almaları söz konusu olabilmiştir.

Konkordato talep eden borçlunun bu süreç içerisinde malvarlıklarını elden çıkarmamasına yönelik tedbir konulması ve aynı zamanda alacaklıların borçlunun mallarının satışını yapamaması, borçluya karşı yapılan icra takiplerinin durdurulması ve herhangi bir satış tehdidi altında bulunmaması borçlunun ticaretine devam edip Konkordato projesine uygun şekilde ödemelerini yapmasına imkân sağlamaktadır.

Anlaşılacağı üzere birden fazla denetim mekanizmasını kendi içinde barındıran Konkordatoda, alacaklılarında aktif rol alarak sisteme dahil olması sayesinde daha saydam ve daha denetlenebilir bir süreç ortaya çıktığından eski düzenlemelerden daha doğru ve kesin sonuçlara tüm taraflar açısından ulaşılabilecektir.

Daha ayrıntılı sorularınız için info@atli.av.tr adresinden iletişime geçebilirsiniz.

 

[1] 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 287

[2] 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 289

[3] 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 302