Evlilik Sözleşmesi

Evlilik Sözleşmesi

Evlilik Sözleşmesi

Dar anlamda aile karı, koca ve çocuklardan oluşur. Aile toplumun çekirdeğidir. Ailenin korunması toplum düzeni ile ilgilidir. Düzenli aile yapısı içinde yetişen bireylerin de ileriki yaşamları da sağlıklı ve düzenli olacağı kuşkusuzdur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 12, 20, 41. Maddeleri; aileye saygıyı, ailenin Türk Toplumunun temeli olduğu ve eşler arasında eşitliğe dayandığını, Devletin; Ailenin huzur ve refahı ve özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlaması, öğretimi ve uygulamasını sağlamak için gerekli tedbirleri alınmasına ve her çocuğun yüksek yararlarının korunacağı ve her türlü şiddete karşı devletin koruyucu tedbirler alacağına işaret etmiştir.

Boşanma konusuyla ilgili olarak genel bir bakış açısı yaratmak üzere boşanma ve nedenlerini bir önceki yazımızda kaleme almıştık. Bu yazımızda ise Türk Toplumunda ve  hatta tüm dünya genelinde önyargı ile yaklaşılan ve adeta bir tabu haline gelen “Evlilik Sözleşmesi”  ve bu sözleşme ile seçilen mal rejimlerine ışık tutmaya çalışacağız.

Evlilik evlenen çiftler için duygusal yönü ağır basan bir konu olmasına karşın, karanlıkta kalan boyutu olan evliliğin maddi geleceği ise adeta buz dağının görünmeyen kısmı gibidir. Evlilik Sözleşmesi’ne ön yargılı bakılmasında,  kişinin müstakbel eşine olan güvensizliği genel  bakış açısı olduğu düşünülmekle, konunun konuşulmasından dahi çekinilmektedir.

Evlilik sözleşmesinin yaygın olmamasının  sebebi ; “ amacı sonsuza kadar sürecek bir birlikteliğe, mali konuların karıştırılmasındaki çekincedir. ” Oysaki  evlilik kurulurken düzenlenecek “Evlilik Sözleşmesi” ile salt evliliğin sonlanması halinde, ortaya çıkabilecek olan her bir eşin orantısız kazanımının önüne geçilmesi amaçlanır. Kaldı ki, bir evlilik sözleşmesi ile baştan sağlam bir temele oturtulan evlilik birliği gelecekte edinilecek  eşlerin malvarlıklarının, daha sonra olası bir  boşanma durumunda eşlerin sancılı ve uzun bir mal paylaşımı önüne geçilmesinde de etkili olacağı ise kuşkusuzdur.

Eşler arasındaki mali ilişkiler hukukumuzda mal rejimleri terimiyle ifade edilir. Eşlerin, aralarında yaptıkları sözleşmeye ise mal rejimi sözleşmesi denir.

Eşler kanunda bulunan mal rejimlerinden  herhangi birini seçme konusunda serbesttirler. Ancak mal rejimi seçim hakkı kanunda düzenlenen sözleşme tipleriyle sınırlıdır. Eşler kanunda belirtilen sözleşmesel mal rejimlerinden birini, evlenme başvuru sırasında evlendirme memuruna yazılı bildirim ile yahut daha sonra evlilik süresince de noter tarafından düzenleme yada onaylama şeklinde her vakit yapılabileceği; dayanağını 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunundan alır.

Diğer yandan, eşler arasında her hangi bir mal rejimi sözleşmesi yapılmaz ise o vakit eşler otomatik olarak yasal mal rejimi olan Edinilmiş Mallara Katılma Rejimine tabi olacaklardır. Bunun anlamı; 1.1.2002 tarihinden itibaren boşanma davası açılma tarihine kadar eşlerin kazanımları (Evlilik öncesi eşlerin mevcut malları, Eşlerden birine kalan miras, eşlerden birine yapılan bağış dışındaki ) edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olur ve mal rejiminin sonlandığı tarih (boşanma ile sonuçlanan boşanma davası açılması, vefat) arasındaki dönemde her bir eşin kazanımları, eklenecek değerler, denkleştirme, katkı oranı, sonucu elde ettikleri değerler saptanır ve bu dönemde aktifi fazla olan eşin değerlerindeki fazlalığın parasal değeri diğer eşe verilerek denge kurulur. Bu dengenin kurulması için eşlerden her hangi birinin Aile mahkemesinde edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi davası açması gerekir. Dava açılmaz ise böyle bir tasfiyeye gidilmeyeceği gibi bu davanın açılma zamanaşımı süreci boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıldır. Ancak hiç kimse dava açmaya zorlanamayacağından eşlerden her hangi biri bu davayı açmaz ise bu şekilde bir tasfiye de söz konusu olmaz. Yani tasfiye ancak Aile mahkemesinde dava açılırsa yapılabilir. Başka türlü tasfiye yolu yoktur. Ancak eşlerin aralarında rızai anlaşmaları ile de yani halk arasında bilinen adıyla anlaşmalı boşanma ile de bir paylaşım mümkündür.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere eşlerin sözleşme ile  mal rejimine karar vermeleri Sözleşmesel (Seçimlik) Mal Rejimi türleri olan mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı sözleşeme tipleri  ile mümkündür.

Mal Ayrılığı, yeni medeni kanunumuzda seçimlik mal rejimi olmuştur. Mal ayrılığı rejimi isminden de anlaşıldığı gibi her eşin evlilik sürecinde elde ettiği gelir ve varlığın boşanma sonrasında da yine kendisinde kalması anlamına gelmektedir. Bu rejim sayesinde mal paylaşımı işlemine gerek kalmayacağı gibi, eşler kendi malları üzerindeki mülkiyet, yönetim, yararlanma haklarını diğer eşin rızası olmaksızın serbestçe kullanabilmektedirler.

Diğer bir seçimlik rejim olan Paylaşmalı Mal Ayrılığı’nda ise diğerlerine göre kesin çizgiler ile tarafların tüm mal varlıklarını tek bir çözümle etkileyen bir mal ayrılığı olmayıp, eşlerin kendi mallarını ayırabildiği yahut evlilik birliğinin ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına özgülenmiş mallar ile ailenin ekonomik geleceğini güvence altına almaya yönelik yatırımlar veya bunların yerine geçen değerler tarafların yatırım yaptığı oranda paylaşılması esasına dayanır.  Bunun yanı sıra  paylaşıma tabi olmayan kişisel mallar ile her bir eşin kendi malları yine eşlerin kendilerine kalabilmektedir.

Son olarak Mal Ortaklığı  rejimi, genel mal ortaklığı ve sınırlı mal ortaklığı olmak üzere iki türdür.       Genel mal ortaklığı türünde ortak mallar eşlerin kişisel malları dışındaki malları ile gelirlerinden oluşurken; sınırlı mal ortaklığında ise;  belirli bir mal varlığını, değerlerini veya türlerini; özellikle taşınmaz malları, bir eşin kazancını, bir meslek veya sanatını yürütmek için kullandığı malları, dışında tutmak suretiyle oluşturabileceği gibi bunun yanında edinilmiş mallarda ortaklık kararlaştırılabileceği bir mal rejimi türüdür. Kararlaştırılan şekilde, eşler ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf hakkına sahip değildir. Başka bir deyiş ile  eşler kendi malları üzerindeki mülkiyet, yönetim, yararlanma haklarında serbest ancak bunlar dışında kalan mallarda  diğer eşin rızası ile hareket etmekle yükümlüdürler.

Eşler kendi mevcut varlık potansiyel ve menfaatlerine uygun düşen rejim çerçevesinde bir sözleşme ile sayılan mal rejimlerinden birine tabi olmayı belirleyebilirler. Evlilik sürecinde dahi yapacakları (noterde veya noterde tasdik ettirmek suretiyle) sözleşme ile içinde bulundukları mal rejimini kanunda yazılı başka bir mal rejimine dönüştürebilirler. Elbette ki seçim yapılsın veya yapılmasın bu mal rejimleri belirli şartlar altında sona ermektedir. Buna göre, eşlerden birinin ölümü, eşlerin başka bir mal rejimi kabul etmeleri, evliliğin boşanma veya iptal sonucuyla sona ermesi hallerinde eşler arasındaki mal rejimi sona ermiş olur.

Eşlerin ortak kararıyla seçilecek mal rejimleri  karşılıklı menfaatleri doğrultusunda düşünülmelidir. Unutmamak gerekir ki; önceki medeni kanunumuza kıyasla yürürlükte bulunan medeni kanunumuz, genelde çalışmayan kadının yada erkeğin evliliğin sona ermesi halinde yaşadığı ekonomik mağduriyetini düşünerek edinilmiş mallara katılma rejimini yasal mal rejimi olarak benimsemiş ve evlilik birliği içerisinde edinilen malların her iki tarafında hakkı olduğunu, çalışmayan eşin dahi edinilen malda ev ekonomisine yaptığı katkıdan dolayı hakkı olduğunu kabul etmiştir. Dolayısı ile, evlilik sözleşmesi yapmadan evlilik birliğini oluşturmanız ve devam etmeniz halinde, edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacağından; bu durumun taraflarca bilinçli bir şekilde  dikkatlice düşünülerek karar verilmesi gerekir. Evlilik sözleşmesi yukarıda da açıklamaya  çalıştığımız gibi eşlerce konuşulmasından bile çekinilen bir hal almasına karşın eşlerin yapmış oldukları bu evlilik akdinin boşanmayla sonuçlanması durumunda tarafları  zenginleştirmeyen ya da fakirleştirmeyen bir sonuca gidilebilmesinin kanaatimizce en doğru yolu, mal rejimin seçilecek şekilde evlilik öncesinde bu konunun çözüme kavuşturulmasıdır. Değerlendirdiğimiz üzere, evlilik sözleşmesi yapmak  eşlerin birbirine olan güvensizliğini değil hayatın olağan akışına ve olası ihtimallere karşı eşlerin daha tedbirli, sağlam ve birbirlerine olan inançlarını mali konuları karıştırmadan yaşanması dolayısıyla daha olumlu bulunacak bir birliktelik olup, eşlerin evlilik aşamasına gelmeden evlilikten alacakları haz ve mutluluğu ekonomik değerden arındırarak,  evliliğin asıl gereği olan saf aşka ulaşabileceğini düşünmekteyim. Mutluluğunuzun daim olması dileği ile…